Bir Yılı Geride Bırakırken SARS CoV Hakkında Her Şey

Her şey Nasıl Başladı?

Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde 31 Aralık 2019 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) nedeni bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirimini yaptı. Yapılan çalışmalarda 7 Ocak 2020’de daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir coronavirus (2019-nCoV) tanımlandı.

 

Koronaviriüsler Hakkında Ne Biliyoruz?

Koronavirüsler (CoV), soğuk algınlığı gibi toplumda yaygın görülen, kendi kendini sınırlayan hafif enfeksiyon tablolarından, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Ağır Akut Solunum Sendromu ( SARS) gibi daha ciddi enfeksiyon tablolarına neden olabilen büyük bir virüs ailesidir. Tek zincirli, pozitif polariteli, zarflı RNA virüsleridir.

Coronaviridae ailesi içinde başlıca dört türde; Alfa, Beta, Gama ve Delta olarak adlandırılır. Koronaviruslar develer ve yarasalar başta olmak üzere birçok hayvan türünde yaygın olarak bulunmaktadır. Zoonotik bir virüs olan Coronavirüs, insana geçtiği zaman farklı özellikte hastalık yapabilir. Bu klinik tablolar çok hafif olabileceği gibi insan hayatını tehdit eden solunum yolu hastalıklarına da neden olabilirler.

 

SARS-CoV: 2002 yılında Çin’de tanımlandı. Ciddi akut solunum yolları sendromuna (SARS) neden olduğu açıklandı. 2002 ve 2003 yıllarında dünya genelinde salgın yaparak 774 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.

 

MERS-CoV: 2012 yılında Suudi Arabistan’da ortaya çıktı ve bugüne dek birçok ülkede görüldü. Orta Doğu solunum yolları sendromu virüsü (MERS) olarak isimlendirildi.

 

En Son olarak; 2019 yılı aralık ayında Çin’in Hubei eyaletine bağlı Wuhan şehrinde insanlarda pnömoni salgını yapan yeni bir koronavirus (2019-nCoV/ SARS CoV-2/ COVİD -19) tanımlandı. Ölüm hızlarına bakıldığında, SARS salgınında %11, MERS-CoV’da %35-50, 2019-nCoV %3-4 olarak açıklandı.

 

Bulaşma Yolu: İlk vakalarda hayvandan bulaşma olduğu düşünüldü. Daha sonra salgın döneminde insandan insana bulaşma öne çıktı. Virüs, hasta bireylerden öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçılan damlacıklarla ve hastaların kontamine ettiği yüzeylerden (göz, ağız, burun mukozasına temasla) bulaşıyor. İnkübasyon süresi 14 güne kadar uzatılmış olup ortalama 5-7 gündür.

 

Klinik Özellikler: Solunum semptomları; ateş, öksürük, nefes darlığı, tat- koku kaybı, yaygın kas eklem ağrısı, bulantı, kusma ve ishal’dir. Daha ciddi vakalarda; pnömoni, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve hatta ölüm görülebilmektedir.

 

Numune Alınması: Alt solunum yollarından alınamadığı durumlarda veya alt solunum yolu semptomları olmayan vakalardan nazofaringeal yıkama örneği ya da orofaringeal sürüntü örneği birlikte gönderilmelidir.

                            

Mutasyon nedir? Ve COVID-19 Mutasyonları Nelerdir?

RNA virüslerinin çoğalması ve yayılması sırasında genomlarında mutasyonlar gelişir.

Mutasyonların çoğunun anlamlı bir etkisi olmasa da bazı mutasyonlar virüslere avantajlar sağlayabilir. Bu şekilde avantajlı hale gelen virüs giderek yaygınlaşır ve kolaylıkla baskın hale gelebilir.

SARS-CoV-2 mutasyonlarının dünyada yayılmakta olduğu ve küresel bir tehdit oluşturduğu görülmektedir. Bu varyantların, insanların çoğunun geçirdiğinden daha ciddi bir hastalığa yol açtığına dair bir bulgu olmadığı açıklandı. Orijinal versiyonunda olduğu gibi, yaşlılar ve başka hastalıkları bulunanlar daha çok risk altındadır. Ellerin yıkanması, sosyal mesafe kurallarına uyulması ve maske takılması hâlâ enfeksiyonların önlenmesi açısından çok önemlidir. Çünkü yeni varyantlar çok daha hızlı yayılıyor (yüzde 70 bulaştırıcılık fazla)  ve bu yüzden daha da dikkatli olunması gerekiyor.

 

İngiltere Mutasyonu

Söz konusu varyant özellikle Aralık ayında İngiltere’nin güneyinde sıkı kapanma önlemlerine rağmen hızla yayılarak baskın hale geldi. Şu ana kadar yapılan incelemelerden elde edilen verilere göre bulaşma hızının ve ölüm oranının daha yüksek olduğu ve tüm yaş gruplarını etkilediğini görüldü. Aşı ve doğal enfeksiyonlardan sonra edinilen bağışıklık yanıtlarında etkinlik kaybı olasılığının düşük olduğu tahmin edilmektedir. Şu anda pek çok ülkeye yayılmış durumdadır. Özellikle İrlanda, Portekiz’in yanı sıra, genom analizi taramaları yapan İsviçre ve Danimarka’da da toplum içindeki bulaşmalardaki payının arttığı gözlenmektedir. Ülkemizde de çoğu seyahatle ilişkili olmak üzere saptandığı bildirilmiştir.

 

Güney Afrika varyantı

İlk çalışmalar doğal enfeksiyon ve aşılama sonrası gelişen antikorlar tarafından nötralizasyona karşı dirençli olabileceğine işaret etmektedir. Ayrıca bu mutasyonların tedavi amaçlı kullanılan bazı monoklonal antikorların etkinliklerini azalttığına dikkat çekilmektedir.

Şu anda Güney Afrika’da baskın hale gelmiş olan bu varyantın da bulaşıcılığının artmış olduğu biliniyor. Ancak bu varyantın, enfekte olan kişilerde daha ağır hastalık anlamına geldiği yönünde bir kanıt yok. Virüsün orijinal versiyonunda olduğu gibi yaşlılar ve önemli başka hastalıkları olanlar en büyük risk altında.

 

Brezilya varyantı

Brezilya’nın Amazon eyaletinde yaygın halde bulunan bir varyanttır. Bu bölge daha önceden yaygın enfeksiyon nedeniyle toplumsal bağışıklığa erişildiği gösterilmiş (seroprevalans değerleri>%70) bir bölge olduğundan Aralık ayında başlayan ani vaka artışlarına ve re-enfeksiyonlara yol açtığının gözlenmiş olması önemlidir. Daha önceden enfeksiyonu geçirmiş kişiler arasında yayılabilme olasılığından dolayı yüksek riskli görünmektedir. Bu nedenle aşıların etkinliği açısından bu varyantın da sorun oluşturması beklenmektedir.

Hem Güney Afrika hem de Brezilya’da ortaya çıkan varyatların daha yüksek bulaşıcılık özelliği kazanmış oldukları bilinmektedir. Hastalığın seyri ve mortalite üzerindeki etkileri henüz belli değildir. Brezilya’nın dışında Japonya ve Güney Kore’de Brezilya seyahatinden dönenlerde de saptanmıştır.

 

Californiya varyantı
İlk kez ABD’nin California eyaletinde tespit edilen L425R adlı varyanta, corona virüsün başak protieininde bir mutasyonun meydana geldiği tespit edildi.

Son günlerde alman yetkililer, ülkede corona virüsün yeni bir mutasyonunun tespit edildiğini açıkladılar.

 

Mutasyon Sonrası Neler Değişecek?

Mutasyonlu virüs nedeniyle sosyal mesafeye özellikle dikkat edilmesi ve kapalı mekanlarda çift maske takılması öneriliyor. Mesafemiz 1 metre ise şimdi bu en az 1,5 metre, önceden karşılıklı durma süremiz 10 dakika ise şimdi bunu mutlaka 2-3 dakikalara indirmemiz gerekiyor. Ama özellikle kapalı bir ortamda, havalandırması az olan bir ortamda ve süre de biraz uzayacaksa mesafenizi koruyamayacaksanız o zaman maske sayısını iki maske yapabiliriz şeklinde açıklamalar yapıldı.

 

Hangi maskeler çift takmaya uygun?

Bazı ülkelerde bilim insanları, koronavirüsün yeni en bulaşıcı varyantları karşısında daha önce iki maske veya N95, FFP2 veya KN95 gibi daha etkili maskelerin kullanılmasını önerdi. Ancak uzmanlar, her maskenin çift kullanıma uygun olmadığının da altını çizidi. CDC, iki tane tek kullanımlık maskenin üst üste takılmaması gerektiğini belirtti. CDC, “Tek kullanımlık maskeler tam oturacak şekilde tasarlanmamıştır ve birden fazla maske takmak da bu durumu iyileştirmez” uyarısını yaptı.

Ayrıca, N95, FFP ve KN95 tiplerindeki maskelerin üzerine de ikincisini yerleştirilmemesi gerekiyor. Bu maskeler tek başına takılmaları halinde en üst düzey korumayı sağlıyor. Yapılan diğer tavsiyeler arasında, burun üstüne tam oturan, üst kısmında herhangi bir açıklık yer almayan maskeler takılması da yer alıyor. CDC  tam oturan maskelerin, aerosollerin engellenmesinde en iyi sonucu verdiğini belirtti, ayrıca maskelerin iki veya daha fazla katmana sahip olmasını, burnu ve ağzı tamamen kapatmasını ve burun ile yüzün yanlarına sıkıca oturmasının çok önemli olduğunu belirtti.

 

COVID-19 Aşıları Hakkında Neler Biliyoruz?

Normal dönemde bir aşının üretim ve kullanıma sunulma süresi 10-15 yılı buluyor. Günümüz teknolojisiyle coronavirüsler  (MERS/SARS) üzerine daha önce yapılan çalışmaların fazlalığı sayesinde bu süre bir yıla inmiş durumdadır. Şuan için dünya genelinde 150’den fazla koronavirüs aşı çalışması mevcut.

FDI’in bir önemli uyarısı da aşılar arasında geçişle ilgili. Önerisi net, bu konuda veri olmadığından, aşılamayı başladığınız aşı ile bitirin diyor. Bir doz Pfizer-BioNTech COVID-19 aşısı aldıysanız, ikincisini de aynı ürünle yapmayı tavsiye ediyor.

Doğal bağışıklık mı yoksa aşı mı? Sorusunun cevabı ise; hangisinin daha güçlü bir bağışıklık tepkisi yarattığına dair sorunun cevabı bilinmemekle birlikte, aşıların COVID-19’u önlediği ve daha güvenli olduğu belirtildi. Uzmanlara göre, aşılar etkili bir bağışıklık tepkisi oluşturmak için optimum düzeyde uyarlanmış oldukları için aşıyla bağışıklık kazanmanın sonuçları daha öngörülebilir, dolayısıyla daha güvenlidir. Moderna aşısı yapılan gönüllülerin kanlarında, COVID-19 hastalarınınkine göre daha fazla antikor tespit edildiği bildirildi.

Hastalığı geçirmiş olanların aşı yaptırmasında bir sakınca olmadığı belirtiliyor, aynı şekilde asemptomatik geçirmiş olanlarında bilmeden aşı olmalarında da hiçbir sakınca görülmediği söyleniyor.

 

Aşılar COVID-19’un bulaşmasını engelliyor mu?

İnsanların ciddi şekilde hastalanmasını ve COVID-19’dan ölmesini engellediğini gösteren aşıların, ilk etapta insanların enfekte olmasını ve daha da önemlisi virüsü başkalarına bulaştırmasını engelleyip engellemediği bilinmiyor.

Ancak bilim adamları aşıların enfeksiyonu engellemese bile virüs seviyelerini düşük tuttuklarını ve bulaşmayı önleyebileceklerini açıkladılar.

 

Ölü aşı (inaktif) ne demek:

İn aktif aşı ölü aşı demektir. İnaktif aşılar ısı, kimyasallar ve radyasyon kullanılarak virüslerin kendilerini kopyalarak çoğalmalarını engellenmesi ile üretilir. Bu virüsler çoğalamasa da bağışıklık sistemini tetikler. Canlı aşılara kıyasla bağışıklık süresi kısadır. En büyük dezavantajı ise etkinliğinin düşük olması nedeniyle birden fazla doz kullanılmasının gerekliliğidir. Bu aşının en büyük avantajları denenmiş ve güvenli olarak bilinen bir teknik olması ve bağışıklık sistemi zayıf insanlarda bile kullanılabiliyor olmasıdır.

 

Sinovac: 1993’te kurulan bir Çin firmasıdır. Tesisleri Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da istenen İyi Üretim Standartları (GMP-Good Manufacturing Practice) sertifikasına sahiptir. İlk önemli başarısını 1999’da ilk inaktive hepatit A aşısı geliştirilmesi ile gösterdi. İnsanlarda kullanılabilecek altı adet aşı üretimleri var ve bunların da bir kısmı inaktive aşıdır.

Faz 3 çalışmaları Sağlık Bakanlığı Sinovac aşısının etkinlik oranının ara dönem sonuçlarını yüzde 91,25 olarak açıkladı. Brezilya’daki Faz-3 deneme sonuçlarında etkinlik oranının 78 olduğu açıkladı. Ancak geçen gün yapılan açıklamada yetkililer yüzde 78 etkinlik oranının hafif, ılımlı ve ağır vakaları içerdiğini belirtti. Çok hafif vakaların da 13 bin gönüllüye eklendiğinde etkinlik oranının % 50,4 elde edildiğini belirttiler. 1600 gönüllüde gerçekleşen Faz 3 çalışmasının Endonezya ayağında da Sinovac koruyuculuğu yüzde 65.3 oranında tespit edildi.

Türkiye’de CoronaVac Faz üç aşı çalışmaları geçen günlerde tamamlandı. Çalışmanın 14 Eylül itibari ile 24 merkezden gönüllü katılımı ile yapıldığı belirtildi. Yaş aralığı 18-59 olan gönüllülerin %57.8’i erkek,  %42.2’si kadın olup çalışma süresince 10.216 kişiye en az 1 doz uygulama yapıldığı ve plaseboların tekrar aşılanması ile toplam 25.937 doz uygulandığı açıklandı. SARS-CoV-2 inaktif aşısının sıfırıncı  gün 6.448, ondördüncü  gün 6.559 kişiye  (89 kişiye aşı uygulanmamış), plasebo grupta sıfırıncı gün 3.568, ondördüncü gün 3.471 kişiye (97 kişi aşılanmamış) uygulandığı belirtildi. Çalışma sonucunda aşı etkililiği semptomatik hastalığı engelleme’de %83.5, hastaneye yatışı engellemede %100 etkin olarak belirtildi. Ciddi yan etki kaydedilmediği açıklandı.

Aşı iki doz olarak kas içine uygulanacak. Birinci dozun verildiği güne 0. gün deniyor; sonra da 4 hafta ara ile ikincisi uygulanacak. Korona aşısında bir doz 0,5 ml iken aşı sonrası istenmeyen etki takibi yapılabilmesi için tercih olarak sol koldan uygulanmasının tercih edilmesi konusunda tavsiye edildi. Korona aşısı hasta oturur pozisyonda uygulanacak ve aşı uygulaması sonrasında 30 dakika boyunca sağlık tesisinde hastanın beklemesinin sağlanacak.

Aşıda 2. Dozun ertelenip ertelenemeyeceği ile ilgili bir veri yok. Hangi aralıklarla yapılacağını biliyoruz. Bunu değiştirince çalışma olmadığından etkinliği devam ediyor diyemeyiz. Eğer arayı uzatırsanız o zaman virüslerde bir direnç mekanizması ortaya çıkabilir. Bu nedenle önerilen haftalarda aşıyı yapmak gerekiyor.

Covid 19 aşısı ile diğer inaktif aşılarla arasında iki hafta ( öncesinde ve sonrasında) , canlı aşılarla ise dört hafta ( öncesinde ve sonrasında) olması gerektiği belirtildi. Kuduz ve tetanoz gibi temas sonrası yapılması gereken aşılarda ise zaman aralığı bırakılması önerilmiyor. Aktif Covid 19 hastalığını geçiriyor olan kişilere, 10 gün içinde yakın teması olanlara aşı yapılmayacak.

Emzirenlerle ilgili veri olmadığından kendi istekleri ile yaptırabilecekler. Gebe olanlarda da veri olmamakla beraber risk grubunda ise kendi istekleri halinde uygulanabilecek. Aşının ilk trimestirde yaptırılmaması öneriliyor. Aşı ile alevlenecek nörolojik hastalığı olanlar klinisyenin takibi ile aşılanabilecek. İmmün süprese hastalığı olanlara yine klinisyenin takibi ile 4 hafta ara ile tek doz aşı uygulanabilecek. Koruma ne kadar sürecek sorusunun cevabı ise; izlenerek görülecek ama 6 aydan az olmayacağı tahmin ediliyor.

 

Yan etkileriler

  • Aşı uygulanan bölgede şişlik, ağrı, kızarıklık, hassasiyet
  • Titreme, ateş, yorgunluk, kas/eklem ağrısı,
  • İshal, kusma, alerjik reaksiyon, lenfadenopati

 

Bildirilmesi zorunlu yan etkiler

  • Ciddi lokal reaksiyonlar,anafilaksi
  • İlk 1 hafta içinde İshal, kusma, ateş, baş ağrısı, sepsis
  • İlk 1 ay içinde LAP,lenfadenit,
  • İlk 2 ay içinde oluşan artrit,
  • İlk 6 ay içinde tat/koku kaybı,nöropati, bell paralizisi/yüz felci gibi nörolojik yan etkiler

 

Mutasyonlarda İn aktif aşıların az etkilenecekği söylendi. Yapılan çalışmalar Sinovac aşısı olan gönüllülerden alınan serumun İngiltere kökenli mutant virüsü etkisiz hale getirdiğini açıkladı.

Aşının Güney Afrika’da tespit edilen suşa karşı koruma sağlayıp sağlamadığı da araştırılıyor.

 

mRNA Aşısı Ne Demek:

Bu aşı insanlarda yeni uygulanan bir teknolojiyle hazırlanıyor. Bu salgında mRNA yöntemi ilk kez kullanılıyor. Moderna’nın mRNA-1273 ve Biontech/Pfizer’in BNT162b2 adlı aşılarında kullanıldı. mRNA aşısı genetik yoldan etki eden ve daha kısa sürede üretilebilen bir aşı. Çalışmalarda erken dönemde antikor ve hücresel bağışıklık geliştirme konusundaki sonuçları başarılı, ancak orta ve uzun vadede sonuçları bilinmiyor. Bu Yöntemle gelişteirilen iki aşı Bİontech ve Moderna’dır.

Pfizer – BioNTech’in aşısı Faz 3 çalışmasının ilk sonuçları NEJM dergisinde 10 Aralık’ta yayımlandı. Yayınlanan bir raporda, ilk dozda yüzde 52, ikinci doz sonrasında ise yüzde 95 oranında etkili olduğu yazıldı. Moderna ise FDA göre 65 yaşının altındakiler için yüzde 94,1 etkili olan aşı, 65 yaş üstüler içinse yüzde 86,4 koruma sağlıyor. Aşı 1. ve 21. günlerde olmak üzere 2 doz uygulanıyor. İkinci dozdan 7 gün sonra korumanın başlayacağı söylendiğinden aşıya başlanan kişi 28 gün daha korunmasız olacak.

 

Yan Etkiler

Yerel ağrı, ateş, terleme gibi kabul edilebilir yan etkileri var. Beklenen bir durum. Tüm aşılarda olabilir. Burada uzun dönemdeki yan etkilerini bilmiyoruz.

 

Aşının prospektüsünde yer alan ve elbet faz çalışmalarına dayanan yan etki bildirimleri;

  • Enjeksiyon yerinde ağrı (yüzde 84.1)
  • Yorgunluk (yüzde 62.9),
  • Baş ağrısı (yüzde 55.1),
  • Kas ağrısı (yüzde 38.3),
  • Titreme (yüzde 31.9),
  • Eklem ağrısı (yüzde 23,6),
  • Ateş (yüzde 14,2),
  • Enjeksiyon yerinde şişlik (yüzde 10,5),
  • Enjeksiyon yerinde kızarıklık (yüzde 9,5)
  • Bulantı (yüzde 1,1),
  • Halsizlik (yüzde 0,5)

Llenfadenopati (yüzde 0,3).

Tüm bunlar, birçok aşı uygulamasında rastlanılabilecek ve kolay tolere edilecek yan etkiler gibi duruyor.

Bu aşıya özel en çok konuşulan konulardan bir haklı olarak saklama koşulları. Bu yeni nesil bir aşı ve ısıya karşı çok hassas. Üretim yerinden nerdeyse kişinin koluna kadarki sürede ultra soğuk zincir denilen bir süreçte tutulması gerekiyor. Yani – 70 ile – 80 derece soğuklukta olacak şekilde saklanacak.

Modern da dört hafta arayla 2 doz halinde uygulanıyor ancak aşının raf ömrü, eksi 20 derecelik bir buzlukta 6 ay, normal aşı buzdolabında ise 30 gün, oda sıcaklığında ise 12 saat. Bu açıdan avantajlı görünüyor.

 

Diğer mRNA aşıları:

 

Curevac; Curevac geliştirdiği aşı adayının, Moderna Inc. ve BioNTech SE-Pfizer Inc. tarafından uygulanan mRNA teknolojisini kullandığı ve gelişmiş bir klinik deney sürecinde olduğu kaydedildi.

 

Sanofi; Fransız ilaç firması Sanofi ile İngiltere merkezli GlaxoSmithKline’ın ortak geliştirdiği koronavirüs aşısının, şu ana kadar yapılan testlerde beklenen etkinliği sağlayamadığı açıklandı. İki firma, aşının en erken önümüzdeki yılın son çeyreğinde hazır olabileceğini duyurdu.

Mutasyonlardan sonra ilk sonuçlar, BioNTech/Pfizer aşısının yeni türlere karşı da koruma sağladığına işaret ediyor. Ama aşının daha az etkili olduğu belirtiliyor. Moderna’nın ilk sonuçları da aşının Güney Afrika varyantına karşı etkili olduğunu gösteriyor. Ancak uzmanlar, bu varyantta bağışıklık tepkisinin güçlü ve uzun süreli olmayabileceğine dikkat çekiyor. İngiltere hükümeti, yeni varyantlara karşı aşı geliştirmesi için CureVac şirketiyle anlaşma imzaladı.

 

Covid 19 Viral Vektör Aşıları

  • Oxford-AstraZeneca Aşısı
  • Gamaleya (Sputrik V)

 

Bu aşıda taşıyıcı olarak başka bir virüs kullanılıyor. Bu aşıda adenovirüsler kullanıldı. Oxford grubu aşı geliştirme konusunda ve korona virüsler konusunda çok deneyimli. Oxford ekibi 11 Ocak 2020’de, yani virüsün genetik yapısı açıklandıktan birkaç gün sonra çalışmalara başladı, aşı geliştirme çalışmalarına en erken başlayanlardan. Bu ekip Korona virüsleri iyi tanıyorlar. Çünkü daha önce başka bir insan Koronavirüs hastalığı olan Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) için bir aşı geliştirmiş ve bu aşı, erken klinik çalışmalarda umut vadetmişti. Oxford Üniversitesibir koronavirüs aşısını geliştirmek ve test etmek için AstraZeneca ile ortaklık kurdu.

Bu aşı bir viral vektör aşısı. Bu aşılarda başka bir virüs, aşı virüsünün genetik materyalini kişiye taşır. Taşıyıcı virüsler zayıflatıldıklarından hastalığa neden olmazlar. Verilen kişi için güvenlidir; taşınan genetik materyal ile bağışıklık sisteminin uyarılması ve antikorların üretilmesi sağlanır. Bu tür aşılar, bağışıklık sisteminde güçlü bir tepkiye neden olurlar.

19 Kasım’da, araştırmacılar İngiltere’deki Faz 2/3 denemelerinden ilk bulguları yayınladılar. Özellikle farklı yaşlardaki insanların aşıya nasıl tepki verdiklerine baktılar. Hiçbir yaşta  (55 yaş üstü insanlar dahil) herhangi bir ciddi yan etki gözlemlemediler. Cesaret verici bir şekilde, yaşlı gönüllüler Koronavirüs’e karşı genç olanlar kadar çok sayıda antikor üretti. Bir yarı-bir standart doz yüzde 90 etkililiğe yol açarken, iki standart doz aşısı sadece yüzde 62 etkililiğe yol açtı. Her iki doz rejiminin de deneylere katılanları hastaneye yatırma veya ağır hastalıktan koruduğu görüldü. İlaç ve sağlık ürünlerini düzenleme kurumu % 62 etkili olduğu bulunan iki tam dozun kullanımını onayladı.

 

Aşı nasıl uygulanıyor?

Oxford-AstraZeneca aşısı, dört hafta ara ile kas içine uygulanıyor. Koldaki deltoid denilen omuz başındaki kas kullanılıyor.  Sputnik V üç hafta arayla iki doz halinde uygulanıyor.

 

Aşının saklanma koşulları nelerdir?

Aşının korunduğu ısı derecesi 2 oC -8oC derece arasındadır. Rutin aşı dolaplarında yani bildiğimiz buzdolaplarında altı aya kadar saklanıyor. En önemli avantajlarından biri budur. Küresel aşı dağıtımında çok kolaylaştırıcı bir faktördür. Ülkemizde rutin aşılar için kullanılan soğuk zincir sistemi nedeniyle bu altyapıya sahiptir.

Supitnik aşısı Rusya’da kasım ayında kullanılmaya başlandı. Rusya ulusal varlık fonu 24 Kasım’da aşının etkinlik oranının yüzde 95 olduğu açıkladı. 26 Aralık’ta aşıyı geliştirenlerin bir paylaşımında Sputnik V’in 60 yaş üstü üzerinde yüzde 90’dan fazla koruma sağladığı duyuruldu. Bu aşıda her dozda farklı vektör kullanılmış yetkililer tarafından aşının etkinliğini arttırdığı yönünde bir açıklama yapıldı.

Dünyanın ilk tescil edilen Kovid-19 aşısı Sputnik V‘yi geliştiren Enstitü den yapılan açıklamada İngiltere’de ortaya çıkan ve hızla yayılan yeni mutasyona karşı mevcut aşıların etkili olacağını söyledi, ne derece etkili olduğunun belirlenmesi için araştırmalar yapacaklarını belirtti.

Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketiciyi Koruma Kurumu (Rospotrebnadzor), yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) İngiltere’de ortaya çıkan yeni türüne karşı yeni Rus aşısı EpiVakKorona’nın virüsün çeşitli mutasyonlarına karşı etkili olduğunu açıkladı.

 

Aşıya bağlı bağışıklık ne kadar sürecek?

Bu aşı ile de korumanın ne kadar süreceğini bilinmiyor. Ancak, antikorların ve T hücrelerinin sayısı aylar için de düşse de, bağışıklık sisteminin Koronavirüs hakkındaki bilgileri hafıza hücreleri ile uzun yıllar sonra bile hatırlama olasılığı bulunuyor. Beklenip görülecek.

Oxford-Astra Zeneca Aşı Grubunun yaptığı açıklamada, yeni verilerin aşının yalnızca orijinal virüse karşı değil, aynı zamanda yeni İngiltere mutasyonuna  karşı da koruma sağladığını açıkladı. Yapılan açıklamada ayrıca, ilk verilere göre aşının temel olarak Güney Afrika mutasyonundan kaynaklanan hafif hastalığa karşı sınırlı etki gösterdiği bilgisi verildi. Aşının Güney Afrika mutasyonuna uyarlanmaya başlandığı ve gerekirse sonbaharda teslimata hazır olacağı belirtildi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Oxford Üniversitesi ile AstraZeneca ilaç şirketinin ortak geliştirdiği Covid-19 aşısının, koronavirüsün yeni varyantlarının ortaya çıktığı ülkelerde de kullanılması tavsiyesinde bulundu. Ayrıca, İngiltere’de olduğu gibi, iki aşı dozu arasındaki sürenin uzatılmasının (8-12 h) aşıyı daha etkili hale getirdiği belirtildi.

 

Güney Afrika, Oxford-AstraZeneca aşısının ülkede hakim yeni koronavirüs varyantı karşısında etkinliği konusunda yapılan bir çalışmadan “hayalkırıklığı yaratan” sonuçlar alınması üzerine, bu aşıyı yapmayı durdurdu. Bilim insanları, yeni varyantın Güney Afrika’daki Covid-19 vakalarının yüzde 90’ını oluşturduğunu söylüyor.

 

Johnson & Johnson:

ABD merkezli hijyen ve kozmetik ürünleri de üreten ilaç firması Johnson & Johnson, koronavirüse karşı tek dozda yapılan ve toplamda yüzde 66 etkinlik gösteren bir aşı geliştirdiklerini açıkladı. Çalışmalar kapsamında yaklaşık 44 bin kişi üzerinde denenen aşı, ABD’de yüzde 72, Latin Amerika’da yüzde 66 ve Güney Afrika’da yüzde 57 oranlarında etkinlik gösterdi.

 

 

                                                                  Uz.Dr.Rezan Harman Günerkan

                                Enfeksiyon Hastalıklar ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı/

İş Yeri Hekimi

Yazılıma Giriş
X